Kaplan’a hayran kaldılar! Tüm testleri başarıyla geçti

tarafından
65
Kaplan’a hayran kaldılar! Tüm testleri başarıyla geçti

Türkiye’nin zırhlı kara aracı üreticilerinden FNSS’nin, PT Pindad ile ortaklaşa geliştirdiği orta ağırlık sınıfı tank Kaplan MT, zorlu testlerden geçerek Endonezyalı yetkilileri kendisine hayran bıraktı.

Türk savunma sanayisinin önde gelen zırhlı kara aracı üreticilerinden FNSS ile Endonezyalı PT Pindad firması tarafından Türkiye’de tasarlanan ve geliştirilen orta ağırlık sınıfı tank Kaplan MT, Endonezya’daki kalifikasyon testlerinden başarıyla geçerek seri üretime hazır hale geldi.

Prototipi ilk kez geçen yılın mayıs ayındaki 13. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda sergilenen Kaplan MT, 5 Ekim’deki Ulusal Silahlı Kuvvetleri Günü resmi geçidinde Endonezya halkının karşısına çıktı. Endonezya’da bir dizi teste tabi tutulan Kaplan MT, proje başında ortaya konan gereksinimleri karşıladığını ve hizmet vermeye hazır olduğunu kullanıcısına gösterdi. Kalifikasyon testleri, “dayanıklılık testleri” ve “atış testleri” olmak üzere iki grupta gerçekleştirildi. Kaplan MT’yi, Endonezya’nın zorlu koşullarında sınayan dayanıklılık testleri, 6-16 Ağustos’ta Java Adası’nda yapıldı. Testlerde, adanın batı bölümünde, farklı arazi ve iklim koşullarını kapsayan yaklaşık 2 bin kilometrelik bir rota kullanıldı.

Atış testleri ise 25-27 Ağustos’ta, Bandung’da gerçekleştirildi. Kaplan MT, hareket halindeyken yine hareketli hedefleri tam isabetle vurarak etkinliğini gösterdi. Kalifikasyon testlerinde, Endonezya Savunma Bakanlığı ve Endonezya Kara Kuvvetleri Komutanlığı yetkilileri hazır bulundu. FNSS personeli de testlerde PT Pindad personeline destek verdi. Kaplan MT, kalifikasyon testleri öncesinde, temmuz ayında, tam ölçekli mayın prototipiyle mayın testlerini başarıyla tamamlamıştı. Kalifikasyon testlerinin de geçilmesiyle Kaplan MT, seri üretime hazır hale geldi.

GÖZLER SİPARİŞ HABERİNDE

FNSS Genel Müdürü Nail Kurt, AA muhabirine, FNSS’nin bilgi birikimi, mühendislik yetenekleriyle müşterilerinin ihtiyaçlarını yakından takip ederek yeni nesil araçlar geliştirdiğini söyledi. Bu yöndeki çabalar kapsamında 30-35 ton ağırlık sınıfındaki Kaplan MT’nin gündeme geldiğini belirten Kurt, Endonezya’nın orta ağırlık sınıf tank ihtiyacını karşılamak için PT Pindad ile ortak geliştirmeye dayalı bir proje modeli üzerinde anlaşmaya vardıklarını ifade etti.

Kurt, yıl ortasında tankın ilk mayın testinin Türkiye’de yapıldığını anımsatarak, bu testin daha sonra temmuz ayında Endonezya’da da gerçekleştirildiğini bildirdi. Savunma sanayisindeki yerlileştirme çabası zırh teknolojilerinde de yoğun olarak sürüyor. Bu alanda Türkiye’de geliştirilen ürünlerin sayısı hızla artarken, yakın zaamanda zırh malzemelerin de ülkede üretilmesi amaçlanıyor. Savunma sanayisinde askeri hava araçları için kompozit parçalar imal eden CES İleri Kompozit ve Savunma Teknolojileri AŞ, bugüne kadar büyük ölçüde dışarıdan alınan balistik ürünleri milli ve yerli olarak üretiyor. Miğfer, yelek, kalkan, göğüs plakası gibi son teknoloji kişisel koruma ekipmanlarına imza atan şirket, araç koruma alanında ise parçacık kalkanı ve eklemeli zırhta özgün çözümlerle araç üreticilerine hizmet veriyor. Tank modernizasyonu projeleri de dahil, birçok zırhlı araç platformunda CES’in ürünleri kullanılıyor.

CES Genel Müdür Yardımcısı Selçuk Şentürk, yaptığı açıklamada, şirketin son birkaç yılda yaptığı çalışmalar ve Ar-Ge faaliyetleriyle yurt dışından temin edilen birçok kompozit zırhı yerlileştirmeyi başardığını söyledi. Modernize edilen zırhlı araçlarda “parçacık kalkanı” denilen kompozit zırh sistemi kullandıklarını anlatan Şentürk, araçların balistik koruma seviyesini artırmak için de eklemeli zırh çözümleri geliştirip, bunları yerli olarak ürün gamına kattıklarını ifade etti.

ZIRHLILARIN KORUMA SEVİYESİ ARTIRILIYOR

Şentürk, bu yıl itibarıyla kara kuvvetleri tarafından yaygın şekilde kullanılan bir zırhlı araç platformunda eklemeli zırh çözümlerini kullanmaya başladıklarını bildirdi. Gebze’deki Teknopark’ta tasarımı ve yazılımı tamamen bir Türk firması tarafından geliştirilen ve Alkar adı verilen savunma amaçlı İnsansız Kara Aracı (İKA) tıpkı İnsansız Hava Araçları gibi görevler ifa edebilecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Gürcan Karakaş’la görüştü.

Görüşmenin ayrıntıları hakkında detaylı bilgi verilmedi. Bakan Varank, sadece “Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu CEO’su sayın Mehmet Gürcan Karakaş ile projenin yol haritasını değerlendirdik. Elektrikli otomobil, ileri teknoloji ekosisteminin de önemli bir öncüsü olacaktır.” demekle yetindi. Ancak Varank’ın devamında söyledikleri önemliydi. Çünkü bakanın söyledikleriyle geçen hafta ziyaret ettiği Gebze Organize Sanayi Teknopark’ta kendisine gösterilen, kuluçkadan çıkmakta olan teknolojiler arasında doğrudan bağlantı vardı. Varank “Ülkemizin gelecekte çok önemli fırsatları yakalayabilmesi için otomobil projesinin mutlaka başarılı olması gerekiyor. Bu sadece bir otomobil projesi değil, yeni bir teknolojik ekosistem oluşturma hamlesidir. Dünyanın nereye yöneldiğinin farkındayız. Artık akıllı şehirler ile entegre otomotiv teknolojileri, yapay zeka tabanlı otonom sürüş algoritmaları, akıllı şarj alt yapıları ve benzeri alanlarda girişimci firmalarımız için fırsatlar bulunmaktadır. Bu fırsat penceresini çok iyi değerlendireceğiz. Dünya ile rekabette insan kaynağımız da, cesaretimiz de fazlasıyla var.” dedi.

SON HALİNİ VARANK GÖRDÜ

Mustafa Varank geçen hafta Teknopark’ı ziyaret etti. Her ne kadar çok bilinmese de Gebze’deki bu teknoloji geliştirme merkezinde pek çok genç girişimci oldukça ciddi projeler üzerinde çalışıyor. İşte bu ilginç projelerden birine Habertürk ulaştı. Alpera Savunma Sistemleri tarafından geliştirilen ‘Alkar’ isimli projeyi geçen hafta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da yakından inceledi. Bu proje, Bakan Varank’ın “fırsatlar var” diyerek işaret ettiği “yapay zeka tabanlı otonom sürüş algoritmaları, akıllı şarj alt yapıları” alanında çalışmalar yapan birkaç genç mühendis tarafından yürütülüyor ve sona gelinmiş durumda.

YAZILIMI SİVİL ARAÇLARDA DA KULLANILABİLİR

Meskûn mahallerde yürütülen operasyonlarda kullanılmak üzere geliştirilmiş olan otonom bir araç olan Alkar’ın yazılımı sivil amaçlarla modifiye edilerek sürücüsüz yerli araçların geliştirilmesinde de rahatlıkla kullanılabilir durumda.

Her türlü arazi koşulunda sürücüsüz olarak yol alabilen Alkar, görsel, işitsel ve durumsal veri aktarımı yapabildiği gibi özel yazılımı sayesinde birkaç personelin tehlikeye atılarak yapabileceği işleri de üstlenebiliyor.

Aracın modüler yapısı, görev yuvasına farklı tip kalibre silah ve sistemlerin montajına imkan veriyor. Bunlar ihtiyaca göre bir bomba imha robot kolu, (düşman) keskin nişancı tespit sistemi, 7.62 mm çapında entegre M134 silah, 40mm bomba atar veya yazılım tabanlı RFEYP köreltme/karıştırma sistemi olabiliyor.

“YERLİ ARAÇ PROJESİNDE ÇALIŞMAK İSTİYORUZ”

Alkar’da kullandıkları yazılımın askeri ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak hazırlandığını söyleyen Alpera Savunma Sistemleri ve Alpera Motors Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Özbarlı asıl çalışma alanlarını “Şehirlerinde ulaşımın parçası olacak farklı sivil kullanım amaçlı modellerin geliştirilerek mevcut sistemlere entegre edilmesi, yeni nesil araçların tasarımı, geliştirilmesi ve uygulanması konularında özgün ve yerli çözümler” olduğunu belirtiyor. Özbarlı sivil ulaşım alternatiflerini ana çalışma alanı olarak belirlediklerini bu amaçla elde edilen tüm bilgi birikiminin hafif ve otonom kara araçları grubundaki tüm savunma sistemlerine uygulanabilir olduğunu gibi Türkiye’nin yerli binek araç projesinde de kullanılabilir olduğunu ve o projenin bir parçası olmak istediklerini söylüyor.

Savunma sanayisindeki yerlileştirme çalışmaları ürün, sistem ve platformların yanında yazılım alanında da sürüyor. Son dönemde geliştirilen milli yazılımlar sahada yoğun şekilde kullanılıyor. Askeri platformlardaki teknoloji yoğunluğu arttıkça bunlarla kullanılan yazılımların güvenilirliği daha da artıyor. Yabancı menşeli ve açık kaynak platformlar kullanılarak geliştirilen çözümlerde güvenlik konularında zaaflar oluşabiliyor. ODTÜ Teknokent’te faaliyet gösteren PiriReis Bilişim Teknolojileri, bu ihtiyaçlardan yola çıkarak uzmanı olduğu harita ve coğrafi bilgi sistemi yazılımları alanında çözümler üretiyor. Şirket Genel Müdürü Gökhan Dağgez’in verdiği bilgilere göre, bu çözümler arasında yer alan Coğrafi Analiz Sistemi (CAS) Türkiye’nin haritacılık ve coğrafi bilgi sistemi alanındaki yazılım ihtiyaçlarının tamamen milli imkanlarla karşılanabilmesi ve dışa bağımlılığın sonlandırılması amacıyla 15 yıllık çalışma, binlerce satır kod yazılarak 50 kişilik bir ekip tarafından geliştirildi.

Bu yazılım platformu, savunma ve güvenlik amaçlı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerine hizmet veriyor. CAS, günde ortalama 5 bin güvenlik görevlisi tarafından aktif şekilde kullanılıyor. CAS, son dönemde gerçekleştirilen sınır ötesi harekatlarda da gerek sahada gerekse karargahlarda başarıyla görev yaptı.

3 BOYUTLU SANAL KÜRE

CAS yazılım platformu, “yerli Google Earth” olarak da nitelendirilen 3 boyutlu bir sanal küre uygulaması olarak işlev görüyor. Platform, dizüstü bilgisayar, tablet ve cep telefonlarında da çalışıyor. Algoritması nedeniyle verileri çok hızlı şekilde gösteren ve işleyen CAS, aynı zamanda bunların tüm kullanıcılar arasında etkin şekilde anlık paylaşılmasını sağlıyor. CAS ile entegre çalışan web tabanlı ve mobil yazılım çözümleri de bulunuyor.

TÜM MİLLİ COĞRAFİ VERİYİ DESTEKLİYOR

Türkiye’de çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından üretilen her türlü milli coğrafi veri CAS yazılım platformu tarafından destekleniyor. Bunların başında Göktürk uydu görüntüleri, Harita Genel Müdürlüğü tarafından üretilen hava fotoğrafları ve her türlü harita, denizcilik verileri, belediyeler tarafından üretilen çeşitli kentsel ve imar verileri geliyor. CAS yazılım platformu yüksek çözünürlüklü ve konumsal doğruluklu verilerin gösterimini sağlayabiliyor, kullanıcıların bu verileri kullanarak çeşitli sorgulama ve analizler yapmalarına ve yeni veriler üretmelerine, mevcut verileri değiştirmelerine imkan tanıyor.

CAS, kaynak kodları tamamen milli olduğu için ihtiyaç ve taleplere göre yeni modüllerle geliştirilebiliyor. Eklenen modüller arasında ASELSAN ile ortak geliştirilen ve arazide askeri personel ve araçların nerede olduklarını anlık takip etmeye yarayan Araç ve Personel İzleme Sistemi, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün servislerinden yararlanılarak anlık ve tahmini hava durumunun gösterildiği “Meteoroloji Modülü” yer alıyor.

İHA’LAR CAS İLE ETKİNLEŞİYOR, HAREKAT BAŞARISI ARTIYOR

PiriReis, son olarak Baykar ile görev yapan tüm insansız hava araçlarının (İHA) anlık takibini sağlayan CAS’ın “Telemetri Modülü”nü geliştirdi. Daha önce TSK envanterinde bulunan ve kullanılan yurt dışı menşeli İHA’ların telemetri bilgisi, ilgili yabancı ülkeler tarafından sağlanmadığından, operasyonlarda görev yapan araçlar yerden bir haritacılık yazılımıyla takip edilemiyordu. Baykar’ın milli İHA’larıyla bu sorun ortadan kalktı ve havadan akan telemetri verilerini kullanan CAS-Telemetri Modülü ortaya çıktı.

Bilkent Üniversitesinde mevcut roketatar sistemlerindeki çeşitli kısıtlılıkları kaldıran yerli savunma için Dikey Atış Sistemi geliştirildi. Dikey Yerleşimli Lançer (Mızraklı Süvari) Sistemi yerli savunma sanayinin gücüne güç katacak. Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri Ahmet Can Şuyun, Petek Ellialtıoğlu, Arda Karabey, Tutku Güzelcan, İlyas Kocaer, Damla Leblebicioğlu ve Berk İzgi Danış, Sanayi Odaklı Bitirme Projesi etkinliği kapsamında ROKETSAN için Dikey Atış Sistemi üzerinde çalıştı. Savunma alanında Dikey Atış Sistemi gibi ürünlerin yurt içinde geliştirilmesi hem maliyet hem de ülkenin kendi taktik ihtiyaçlarına uygun çözümler üretilmesi açısından önem taşıyor.

Bilkent Üniversitesi bünyesinde bu ihtiyaçlardan yola çıkılarak, Dikey Atış Sistemi’nin prototipinin tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesine çalışıldı. Bu konuda kapsamlı literatür çalışması gerçekleştirildi. Proje ekibi, mevcut ürünlerdeki sınırlılıkları ortadan kaldırmaya ve ROKETSAN’ın belirttiği gereksinimler doğrultusunda tasarımı şekillendirdi.

KOMUTLAR BİLGİSAYARDAN

Proje kapsamında doğru ve hızlı konumlandırma ve ateşlemeyle hedefin vurulmasını sağlayacak bir sistemin ortaya konulmasına çalışıldı. Öğrencilerden İlyas Kocaer’in verdiği bilgilere göre, ekip, en az 3 farklı mühimmatı, toplamda ise 6 mühimmatı atabilecek roketatar prototipi geliştirdi. Sistem, yatay eksende 360 derece hareket edebiliyor ve çok sayıda tur atabiliyor. Tüm hareketler ateşlemeye gereksinim olmaksızın mekanik olarak gerçekleştiriliyor. Roketatarın 6 namlusu da bağımsız olarak dikey eksende 90 derece görev yapabiliyor. Komutlar sisteme, araç bilgisayarından bir arayüz üzerinden gönderiliyor.

BENZERLERİNDEN ÜSTÜN

Mevcut ürünlerde hareket kısıtlılığı, farklı tipte mühimmatları atamama ya da sistemin korunmasına yönelik kısıtlılıklar bulunuyor. Geliştirilen Dikey Atış Sistemi, yatay ve dikey eksendeki geniş hareket alanı, farklı tipte mühimmatlar atabilmesi ve korumaya yönelik mekanizmalarıyla benzer ürünlerden üstünlükler taşıyor.