İşte Mustafa Kemal’in aldığı hediye arabalar ve dış borçlar!

tarafından
1922
İşte Mustafa Kemal’in aldığı hediye arabalar ve dış borçlar!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar emirinin hediye ettiği uçağı kabul etmesini eleştiren CHP zihniyeti konu kendileri olunca üç maymunu oynuyor. Halbuki CHP’nin kurucuları olan Mustafa Kemal ve İsmet İnönü yabancı devletlerden hem hibe para hem de araba kabul etmiş.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Katar Emiri Şeyh Temim’in Cumhurbaşkanlığı filosuna hediye ettiği uçağı kabul etmesi son günlerde Türkiye’nin gündemine oturdu. Erdoğan’ın hediye edilen uçağı kabul etmesini sert bir dille eleştiren CHP’liler kendi tarihlerini unuttu.

MUSTAFA KEMAL VE İNÖNÜ DE KABUL ETMİŞTİ!

CHP’nin kurucuları Mustafa Kemal ve İsmet İnönü de geçmişte yabancı devletlerden hibe para ve arabalar kabul etmişti. Akkalemler yazarı Can Kemal Özer bugünkü yazısında bu konuya değindi ve CHP zihniyetinin konu kendileri olunca nasıl üç maymunu oynadığını ortaya koydu.

İşte Özer’in o yazısı;

“Bir hediye uçak tartışmasıdır gidiyor. Başkan Erdoğan, uçağın Katar Emiri tarafından Türkiye’ye hibe edildiğini, hibenin ise şahsına değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yapıldığını söyledi.

CHP Genel Müdürü ise ‘Türkiye hibe bir uçak alamaz, yarın sabah iade edilmeli’ diye çıkış yaptı.

CHP’ye göre devlet hediye ve hibe alamaz, almamalı.

Cumhurbaşkanı ise ‘alabilir’ diyor ki almış. Zaten tartışma da buradan çıkıyor.

Hediye uçağa itiraz eden sadece CHP değil elbet…

Cumhuriyet, Sözcü, Yeniçağ, Birgün, T24 gibi yayın organlarındaki çoğunluğu Sabetayist olan kalemler de hediye uçak üzerinden Erdoğan’a saldırıyor, kinlerini kusuyorlar.

Devletler hediye alır mı, almaz mı?

Mustafa Kemal ve İnönü hediye almış mıdır?

Gelin kısaca tarihe bir bakalım. Fakat çok uzağa gitmeden, CHP’nin Türkiye’nin başına musallat olduğu yıllara…

Yıl 1940’lar…

İsmet İnönü’nü hem CHP Genel Başkanı, hem de Cumhurbaşkanı…

ABD, Truman Doktrini çerçevesinde Türkiye’yi de Marshall Planı kapsamına alır. Bu kapsamda İnönü’ye 352 milyon dolar yardım yani şartlı hibe yapar.

ABD’nin belirlediği alanlarda kullanılması zorunlu olan bu sözde yardım için, ABD’nin küçücük bir ricası ya da emri şahanesi daha vardır.

Buna göre Türkiye, “Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası” ve “Uluslararası Para Fonu (IMF)”na üye olmalıdır.

ABD’nin emirlerine baş üstüne diyen İnönü, 1947’de Türkiye’yi bu iki musibet kuruma üye yapar.

Bununla da yetinilmez, Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu, Petrol Kanunu ve Maden Kanunu çıkarılarak, kamu malları ve kaynakları, ABD’li firmalara peşkeş çekilir.

Sonrası malum…

Türkiye’nin genç nesli ve ziraatını baltalayan, ABD’nin süt tozu, margarin, mısırözü yağı ve aşı gibi her biri ayrı bir felaket olan sözde yardımları gelir.

Bu şer hediyeler, CHP’den kopanların kurduğu Demokrat Parti döneminde de sürer.

Truman Doktrini, Hilts Raporu, Neumark Raporu, Thornburg Raporu ve Barker Raporu gibi hepsi İnönü dönemine denk gelen raporlar ve Türkiye’nin milli varlıklarının talanı ile neticelenen faaliyetler bir biri ardına gelir.

Türkiye’nin hâlâ başının belası ve 1949’da imzalanan anlaşmanın neticesi olan ‘Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu’ da CHP’nin ürünüdür.

MUSTAFA KEMAL’E HEDİYE EDİLEN ARABALAR

Mustafa Kemal’in 1 adet Mercedes, 2 adet Cadillac ve 1 adet Lincoln olmak üzere dört adet zırhlı arabası vardır.

Bunlardan üçü yabancı devletlerce, biri ise İş Bankası’nca hediye edilir Mustafa Kemal Paşa’ya!

Yani Paşa, hiç birine para vermemiş ve hediye almıştır.

CHP ve Sabetayistlerin buna itirazı var mı?

Yok!

Mustafa Kemal ve İnönü alınca normal, ama Erdoğan alınca anormal öyle mi?

Yine ecdat düşmanı CHP yönetimi, Osmanlı eserlerinin restoresini “israf” olarak görüyor.

Ancak Mustafa Kemal’in Cadillac marka hediye arabası için 2 yıl 4 ay süren ve bir otomobil fabrikası kuracak kadar harcama yapılmasını israf olarak görmüyor!

Şirazesi kayık zihniyet bu işte!

(…)

PAŞA’NIN ALDIĞI DIŞ BORÇLAR

Paşa, 14 Haziran 1930 tarihinde ABD’den (ABD) 10 milyon dolar,

1932 yılında Rusya’dan 8 milyon dolar,

Mayıs 1938’de İngiltere’den 16 milyon sterlin, Almanya’dan ise 150 milyon mark kredi alır.

Onun döneminde Türkiye ya da Türk ekonomisi, dış ticaret bakımından yarı yarıya Almanya’ya bağımlı bir ülkedir.

Almanya “cliring” sistemiyle, Türk ithal ve ihraç ürünlerinin yüzde 40’ından fazlasını temsil eder.

Tarihçi Prof. Yahya Sezai Tezel, Türkiye’nin 1930’lardaki Almanya’ya bağımlılığı hakkında şunları kaydeder: “Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde, Türkiye’nin dış ticareti bir ülkeye bu kadar bağımlı olmamıştır.”