Atatürk’ü Sevmek…

tarafından
849
Atatürk’ü Sevmek…

Geçenlerde Almanya’da bir program çıkışı, yirmili yaşlarda bir genç, bir grup arkadaşı ile birlikte karşıma çıktı. Söze “Abi seni ve düşüncelerini çok seviyorum , ama milliyetçi bir insan olduğum için bir meseleden çok rahatsızım.” diyerek başladı. “Nedir seni rahatsız eden kardeşim?” diyerek merakımı gidermeye çalıştım. “Abi neden Atatürk’e hakaret ediyorsun?” demez mi…

Bu serzenişi ilk defa yaşamayan biri olarak şaşırmadım inanın, hatta rahatsızım dediği anda konuyu anladığımı ifade edebilirim.

Ömrümce ne sosyal medyada, ne bir televizyon programında, ne de herhangi bir köşe yazımda Atatürk’e en ufak bir hakaret etmemiş bir insan olmama rağmen Takunya gibi Karikateist gibi sosyal medyanın Kemalist kaleleri beni sık sık hedef göstermesi ile birlikte böyle bir algı oluştu birçok insanda…

“Nerede hakaret etmişim?” diye sordum…

Açtım telefonumun tuş kilidini verdim eline, “Facebook, Twitter veya İnstagram’da Atatürk’e hakaret içeren tek bir cümlemi göster hemen şimdi özür dileyeceğim.” dedim… Aradı taradı, yok… Baktı olmayacak “Abi sevmediğini belli ediyorsun.” dedi sırıtarak…

Buyur burdan yak…

Programdan çıkan 10-15 kadar genç etrafımıza toplanmıştı, hayli işlek bir cadde üzerinde olayı çözmeye çalışıyoruz.

Anlattıklarınızı anlamayan bir şahıs varsa karşınızda mutlaka örnek vererek kendinizi ifade etmek zorundasınız.

“Benim Atatürk’ü sevip sevmemenin Atatürk’e bir faydası var mı?” diye sordum.

“Veya sence Atatürk benim onu sevip sevmediğinden haberdar mıdır?

Veya Atatürk’ün umurunda mıdır benim onu sevip sevmemem?”

“Almanya’nın ilk Cumhurbaşkanı kim diye sordum?” 2-3 saniye düşündükten sonra “Konrad Adenauer.” dedi…”Almanya’da mı okula gittin?” dedim. “Evet Liseye kadar.” dedi… “Güzel” dedim…

“Konrad Adenauer’in doğum tarihi, ana adı, baba adı veya doğum yeri bu bilgilerden herhangi biri aklında mı?” diye sordum…

“Hayır” dedi şaşkın şaşkın, diğer gençlere sordum onlarda hayır dedi…

Bi saniye dedim, yoldan geçen karıkoca bir Almana dönerek “Afedersiniz birşey sorabilir miyim?” dedim, adres soracağımı zannetikleri anda “Konrad Adenauer’i seviyor musunuz?” gibi abuk subuk bir soruyla karşılaşmanın şaşkınlığını yaşadılar… Adam tam birşeyler diyecekken, karısı “Uyma buna Hans herhalde şizofren falan.” dercesine adamı çekip götürdü olay mahallinden…

Gençler kahkaha ile olayı izlerken, “Siz hiç Almanya’da ‘ben Adenauerciyim’ diyen bir Alman gördünüz mü? Veya Adenauerci Düşünce Derneği? Kaç tane Adenauer heykeli gördünüz Almanya’da? Vallahi ben ömrümde bir tane büstünü gördüm Almanya’nın eski başkenti Bonn’da… Siz onuda görmemişsinizdir.” dedim…
“Adenauer deyip geçmeyin sakın ha, Adam İkinci Dünyâ Savaşı’ndan enkaz halinde çıkan Almanya’yı Federal Cumhuriyet haline getirmiş ve Dünyanın en büyük üçüncü ekonomisine sahip bir süper güç oluşturmuş…

Gençler neden Almanya’da Adenauer kimsenin umurunda değil biliyor musunuz?

Zira onun kurmuş olduğu Hıristiyan Demokrat Parti, onu sevmeyi ona saygı duymayı Almanlara dayatarak onun etrafında oluşan kültü Hıristiyanlığın izlerini Almanya’dan silmek için suistimal etmedi… Zira muasır medeniyetler seviyesinde şahıslar değil fikirler ön plandadır, zira muasır medeniyetler seviyesinde ölüler değil diriler insanlara yol gösterir, zira muasır medeniyetler seviyesinde 85 yıl önce ölmüş bir insanın fikirlerinin bugünün problemlerine çözüm olamayacağı bilinir, zira muasır medeniyetler seviyesinde kornayla zurnayla ölü anılmaz…

Kimse Almanya’da Adenauer’in annesini konuşmaz çünkü önemli değildir, babasının kim olduğu kimsenin umurunda değil çünkü önemsizdir, nerede doğduğundan kime ne? çünkü önemsizdir… Ve emin olun Almanların yüzde 90’ı Adenauer’in mezarının nerede olduğunu bilmez…

Ve emin olun Mustafa Kemal eğer kendisi etrafında oluşan ve dünyada Kuzey Kore haricinde hiçbir örneği olmayan bu saçma ölü kültünü öngörebilseydi bu saçmalıkları önlemek namına kanun üzerine kanun çıkarırdı.

Ve şundan da emin olun gençler, bugün Atatürkçü olduğunu iddia edenlerin arasında öyle tipler var ki onun döneminde yaşasalardı bizi batının elinden kurtaran ve Atatürk’ün komuta ettiği Kurtuluş Savaşı’na engel olmak için ellerinden geleni yaparlardı. Bugün ülkemiz binbir tehdit altında iken, batı ile işbirliği yapanlar, ülkemizin köprülerinden kanallarına kadar bütün projelerini sabote edenler, bunu dün yaşasalardı dün de yaparlardı…

Evet sevmiyorum…

Ben yüzündeki Atatürk maskesiyle Doların yükselmesine sevinenlerden nefret ediyorum…

Ben yüzündeki Atatürk maskesiyle, tencere tava çalarak Devletime meydan okuyanlardan nefret ediyorum…

Ben yüzündeki Atatürk maskesiyle, Bağdat caddesinde 15 Temmuz gecesi Milletimi ezen tankları alkışlayanlardan nefret ediyorum…

“Anladın mı?” dedim…

“Anladım!” dedi…

İnşallah…

Kaynak: Tuğrul  Selmanoğlu / Haber7