“Allah’ım hangi ülkeye bela vereceksen, oraya CHP’yi nasip et”

tarafından
98
“Allah’ım hangi ülkeye bela vereceksen, oraya CHP’yi nasip et”

CHP, tarihinde hep kan ve gözyaşı biriktirmiş bir parti olarak, sağır ve körü oynamaktan da kendini alamıyor. Geçmiş tarihleri sütten liman(!). Lekeyi asla kabul etmiyor, arsızlığı da iyi oynuyorlar. Gelin biraz CHP’nin gelmişini geçmişini gözden geçirelim?

İslami Mektep ve Medrese Düşmanlığı

Yıllardır İslami meselelere din düşmanıymışçasına yaklaşarak acımasız politikalar uygulayan CHP’nin açtığı derin yaralardan biriydi İmam-Hatip okulları. “Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı” adlı kitabında, CHP’nin İmam Hatip Okullarını açtığını belirttiğini görüyoruz İlber Ortaylı hocamızın. Halbuki CHP, gayet tedbirli ve sınırlayıcı bir şekilde İmam Hatip “Kursları” açmıştır, okulları değil. 10 aylık bir kurs ile bir okul açmak arasında birçok fark mevcuttur. Bu kursa katılabilmek için askerliğini yapmış olmak ve ortaokul mezunu olmak şartı ise katılımların asgari bir düzeyde olması için planlanmıştır.

Ölülerimizi yıkayacak dini bilgiye sahip insan sayısı azaldığı için böyle göstermelik bir karar ile bu açığı kapatma çabasına giren CHP’nin ‘’İmam-Hatipleri biz açtık’’ ibaresi 1951 yılında iktidara gelen Demokrat Parti’nin halka vererek tuttuğu söze haksızlıktır. İmam Hatip okullarının Adnan Menderes döneminde açıldığının altını çizmek gerekir.

Kemalistlerin Toplumu Asimile Etme Politikası…

Cumhuriyetin ilk yıllarında ahlakın nasıl yozlaştırılıp neslin ifsad edildiğine dair hiç şüphesiz birçok misal verilebilir. Mesela tertip edilen “güzel bacak” yarışmaları ve meşhur “Kadeş Rezaleti” bunlardan sadece ikisidir. Her konuda Osmanlı’yı reddi miras yapan Cumhuriyet Türkiyesi’nin kurucuları, halkın inanç ve kültürüne taban tabana zıt olan yeni bir hayat tarzı dayattı. Bir yandan geleneksel aile yapısı tenkid edilirken, diğer yandan balo ve dans teşvik ediliyor, günlük gazeteleri müstehcen içerikli mesaj ve fotoğraflar süslüyordu.

Dinsiz Bir Millet Oluşturma

CHP’nin ideologlarından Celal Nuri, 1926’da kaleme aldığı “Türk İnkılabı” isimli kitabında, M.Kemal’in yaptığı inkılapların “faydalarından” bahseder. M. Kemal tarafından milletvekili atanan Celal Nuri, kitabının 136’ncı sayfasında bu faydalardan birinin de devletler hukuku bakımından; “Hıristiyan devletlerden fark(ımızın) kalmamasıdır” der ve ekler: “Artık dünyada iki Hukuk-i düvel yoktur!”

Kadir Mısıroğlu, M. Kemal devrinde yaşamış bir şahıstan işittiklerini naklediyor. Bu şahıs, M. Kemal devrinde devlet vazifesi yapanların namaz kılamadığını, kılanların ise işten kovulduğunu söylemiş.

Kemalist yalanlarla beyinleri esir alınmış insanlar, daha doğrusu kurbanlar, elbette Kadir Mısıroğlu’nun söylediklerine inanmayacaklardır. Ancak yarasalar istemiyor diye hakikat güneşi doğmaktan vazgeçmez. Biz yine de söz konusu hakikati, üstelik daha fazlasını, kemalizmin kurbanı olmuş bu kardeşlerimize bizzat kendi kaynaklarından ispatlayalım.

“Daha fazlasını” diyoruz, zira sadece namaz kılmanın değil, oruç tutmanın da istenmediğini ispatlayacağız.

Kur’an’a Düşmanlık

Cumhuriyet’in 10. yıldönümü münasebetiyle 1933 senesinde, yani M. Kemal hayatta iken resmi yayın arasında çıkan “Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine… Nasıldı? Nasıl Oldu?” kitabı, baştan sona her sayfasında Osmanlı ile Cumhuriyet’i zıtlaştırarak Osmanlı’ya hakaretler yağdıran çirkef bir propaganda kitabıdır.

Bu kitabın 36. sayfasında “Osmanlının Tarih Telakkisi” başlığı altında, Kur’an-ı Kerim’in Enbiya (Peygamberler) kıssalarıyla alay ediliyor:

“İslam tarihi’’ Osmanlı cemiyetinin teokrasiye verdiği mevki dolayısı ile mühim sayılırdı. Baştan aşağı Araplara ve Araplığa ait olan bu tarihin mukaddimesi ise ‘Kısas-ı Enbiya’ idi. O ‘Kısas-ı Enbiya’ ki, Yahudi peygamberlerinin masallarından başka bir şey değildir.

İstanbul’da Yeni Sabah Matbaası’nda Bozkurt Kitabevi tarafından El Miftahülmuin Li Tilavetül Kur’anül-Kerim adlı bir eser yayınlanmıştı. Basın Yayın Umum Müdürü Selim Sarper’in 22 Kasım 1943 tarihinde Başbakanlığa yazdığı bir yazıya göre, “bu kitap, Arap harflerini öğretmek maksadı ile neşredilmiş”ti. Fakat, “Kur’an okumayı öğretmek gibi bir gaye takip ettiği, kitaba, ‘Kur’an’ı okutmak için yardımcı anahtar’ suretinde bir ad konmakla anlatılmak istenmişti”. Kitabın dikkati çeken tarafı ise, içinde yer alan dualardı. “Bunların Kur’an’ı okutmak gayesiyle çıkan bir kitapta bulunmaları, kitaba din propagandası mahiyetini vermiş sayılabilirdi.” “Çünkü bunlar, Kur’an-ı Kerim parçalarından olmayıp, Arapça dualardı.” Ve tabii ki zararlı görülmüştü.

Bütün bu barbarlıklar ne yazık ki CHP’ye ait tarihi hafızamızda yer almakta. Bugün sevimli maskeler altına girerek milleti kazanmaya çalışan CHP’nin, milleti kandırmaktan başka gayesi yoktur.

Yeniakit / Sabri Balaman